Ev / Blog / ŞEHİT BAYRAM ALİ ÖZTÜRK HOCAEFENDİNİN 7 MADDE DE HAYATI

ŞEHİT BAYRAM ALİ ÖZTÜRK HOCAEFENDİNİN 7 MADDE DE HAYATI

1) DOĞUMU VE ÇOCUKLUĞU:

Mehmet Ali Öztür’ün Hatice Hanım ile evliliğinden Havva, Zinnure ve Bayram Ali adında üç çocuğu olmuştur. Küçük yaşlarda Havva Sakarya nehrine, Zinnure ise turşu kazanına düşerek vefat etmişlerdir. Bayram Ali Öztürk 1 Mart 1952’de Sakarya Karasu’nun Konacık köyünde doğmuştur. (Bir rivayete göre bayram günü başka bir rivayete göre ise annesinin babasının-dedesinin-ismi Bayram olması hasebiyle adı Bayram koyulur.) 5 ay sonra ise ağustos ayında  babası Mehmet Ali Öztürk 22-23 yaşlarında irsi olan porfiria hastalığına yakalanmış, odun keserken bacağını kesip yararlanması sonucu ise ağırlaşması ve vefat etmiştir. Kabri Karasu’nun Konacık köyündedir.

Henüz beş aylıkken yetim kalmasının ardından iki yıl sonra da annesinin tekrar evlenip evden ayrılmasıyla yetim ve öksüz kalan Bayram Hoca’ya 2-3 yaşlarından itibaren çocukluk yıllarında hala Sakarya’da ikamet eden halası Kaniye Hanım ve babaannesi bakmıştır. 12-13 yaşlarından itibaren evlenene kadar ise şehirde okumak için yanında kaldığı amcası Hacı Bilal Öztürk babalık yaparak onu okutmuştur.

şehit bayram ali öztürk hoca

2) TAHSİL HAYATI:

İlkokul ve liseyi Sakarya’da okuyup, İmam-Hatip lisesini ise dışarıdan bitirir. Mezun olduktan sonra Adapazarı Kuruçeşme köyünce vekil imamlık yapar. Evlendikten sonra 1973 yılında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü’nü kazanarak üniversiteye başlar ve 1978’de mezun olur. Okulda tefsir hadis okumasının yanı sıra kendi okumaları fıkıh üzerinedir. Tasavvufa yönelince ise İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını merkeze almış ve bu yönde okumaları ve çalışmaları olmuştur. Felsefe,psikoloji,sosyoloji,mantık,coğrafya,edebiyat, tarih gibi alanlarda da kitapları okumuştur. Arapça, Farsça,İngilizce,Fransızca,Osmanlı Türkçesi ve kısmen Almanca bilmektedir. Kütüphanesini arşiv sistemi şeklinde, alanların farklılığına göre düzenler, istediği kitabı mutlaka alır, kitabı 70 derecelik açıyla tutup’‘kız çeyizi gibi davranın” diyerek kendisi de haftada iki kere bakımlarını yapmıştır.

Üniversiteden mezun olduktan sonra Mahmud Efendi’nin kuddise sırruh’un isteği doğrultusunda 1978 yılında İstanbul’a yerleşmesi ve sil baştan medrese eğitimine başlaması ile olmuştur. Tefsir-Hadis bölümü mezunu olarak, lisans tezini Osmanlı alimlerinden birçok ilim alanında eserler telif eden ”Girit’li Sırrı Paşa ve Tefsir İlmindeki Yeri” konusuyla yapmıştır.

şehit bayram ali öztürk hoca

3) SOSYAL HAYATINA DAİR BİLGİLER:

Oğlu Mahmut Öztürk, vaktini nasıl geçirdiğine dair şöyle söyler:”Babamın hiç boş vakti olmazdı. Eğer vakit bulursa da kütüphaneden çıkar Sultanahmet’te kitapçıları gezerdi. Bir de sıla-i rahim yapar akrabalarını ziyaret ederdi. Sakarya’da annesini amcasını ziyaret eder, kalmadan gelirdi. Tatile gitmezdi. Bir kere ben 15-16 yaşlarındayken Armutlu kaplıcalarına girmiştik. Onun tatili kitap okumaktı.(Umre ve hacca gitti.) Namazı kıldırır gelir hemen kütüphaneye inerdi. Her şeyiyle bereketli olan Bayram Ali Hoca bir ayakkabıyı altı yedi yıl, kıyafetlerini de uzun süre giyerdi. Sakalı, kıyafetleri her zaman düzgün olur, berberde sakalına fön çekilince”beni cici ettiler”derdi. Kırmızı rengi sevmez, genelde açık renkler tercih ederdi.

şehit bayram ali öztürk hoca

4) SAĞLIK DURUMU VE RAHATSIZLIĞI:

Porfiria, şeker, hipertansiyon başta olmak üzere çok hastalıları vardı. Porfiria ve şeker hastalılarının diyetleri zıt olduğundan bir yemeğe, biri izin verse diğeri vermiyor, bu yüzden yemek konusunda çok sıkıntı çekiyordu. Son zamanlarda şeker hastalığından dolayı vücudunda yaralar çıkmıştı. Bu yüzden bazen sohbetlerinde rahatsızlandığı oluyordu. Aslında 1995’ten önce çok sağlıklıydı. Son zamanlarına doğru 2002-2003 yıllarında hastalıkları iyice artmaya başladı. 1995’teki hastalığından dolayı 27 kiloya kadar düşmüştü. Üç hastalık birden ve gözleri de bozulmaya başlayınca sinir sistemi yıprandı.

Çok sabırlı, kimseyi kırmamaya ve azarlamamaya dikkat etmesine rağmen biraz daha sert bir insan oldu. Günde üç dört saat uyuyup hep kitap okuduğundan hastalanınca biraz istirahat etmesi gerekti. Yine de ”Kitaplar benim ailem, çocuklarım.” diyerek okumaya devam etti. Hastanede yattığı, çok ağrılar çektiğinde motive olmak için mehter marşı söylerdi.

şehit bayram ali öztürk hoca

5) DİNİ HAYATI:

Sünnete bağlılığı oldukça kuvvetliydi, teheccüt namazlarını kaçırmadan kılardı. Teheccüt namazına kalktığında pijamayla hemen iki rekat kılıp yatayım düşüncesiyle geçiştirmez, merasime gidecekmiş gibi özenle cübbesini,şalvarını, sarığını bembeyaz giyer, sakallarını tarar o şekilde namaz kılardı. 63 yaşından sonra yaşamayı istemezdi. Sık sık kabir ziyaretlerine gider özellikle Edirnekapı mezarlığında Ali Haydar Efendi, Hasbi ve Hızır Hocaları, ayrıca Mehmet Akif Ersoy’u, Ömer Nasuhi Bilmen’i bazen de Sakarya’da babasının mezarını ziyaret ederdi. Ankara’ya gittiğinde de ilk uğradığı yer Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin türbesidir. ”Talebelerine bazen şöyle dediği olurdu:” Anlamadığınız takıldığınız yerlerde gidin Fatih Sultan Mehmet’ten himmet isteyin.” Aynı şekilde talebeleri de zaman zaman Bayram Hoca’yı türbede elinde kitabıyla görmüştür.

Tatile çıkmadan son Mektubat dersi bitiminde Bayram Hoca, öğrencisine:” Sana bir soru, Hazreti Mevlana nerde yatıyor?” deyince öğrencisi:” Malum Hoca’m, Konya’da medfun.” deyince ”Yok, yanlış biliyorsun. Hazreti Mevlana burada yatıyor.” deyip kalbini göstererek Mevlana’nın şu beytini okumuştur:

Vefatımdan sonra beni yerde arama,

Vefatımdan sonra benim kabrim ariflerin gönlüdür.

şehit bayram ali öztürk hoca

6) EĞİTİME VERDİĞİ ÖNEM:

Bir gün pazar sohbetinden sonra gençler gelip Bayram Hoca’ya:”Hoca’m biz Tekirdağ’dan maddi durumumuz kötü olmasına rağmen geldik.” demleri üzerine Bayram Hoca da:”Haftaya siz gelmeyin ben geleyim.” demiş ve diğer hafta şehadetinden bir hafta önce Miraç kandilinin gündüzü gitmiştir. Böylelikle talebelerin tutumuna göre tavrını belirledi. Çalışkan, azimli ve pasif, tutarsızlarla ona göre konuşurdu. Hiç boş yatmaz, yorulunca uyurdu ama gözünü açar açmaz abdest alır işiyle ilgilenirdi. Günde bin sayfa kitap okumayı hedefler, mutlaka bir cüz Kur’an okurdu.

Son zamanlarında ise sohbetlerinde alışık olunmayan tarzda duygusaldı. Vasiyet eder gibi konuşmasının yanında sık söylediği sözlerinden biri de ”Sana taş atana sen ekmek at.” vasiyetidir. Hafız çocuklara -şişt lan buraya gel tarzında edepsizce hitap edilmesine çok kızar, Allah’ın kelamını taşıdıklarının hürmetine saygılı olunmasını  tavsiye ederdi. Çalışma olarak hep istediği düşüncesi:” Şöyle büyük bir kütüphanem olsun, yanımda çalışan elemanlarım ve hocalarım olsun, fetvalar çıkaralım, hizmet edelim, kapalı durmayalım, akarsu gibi olup açılalım”der. Hiç boş durmayıp sürekli vaazlar vermesine rağmen ”Dünyada pek bir şey yapamadım; ama Ahirette çok şeyler anlatacağım”derdi.

şehit bayram ali öztürk hoca

7) ÖZEL HAYATI:

Eşine ”Cennete sensiz girmem” deyip, küçüklüğünden beri aile sevgisine hasretlik çektiğinden, eşinin dizine yatar, ondan sevgi beklerdi. Eşiyse:”Ona çocuk gibi bakardım.” demiştir. Eşine karşı çok anlayışlıdır. Rahatsızlığı olmasına rağmen herkesi kendi psikolojisiyle değerlendirmeyi biliyordu. Gece üçte bile olsa eşinin hastalığından dolayı dışarı çıkarıp gezdirdiği olurdu. Çocukları çok severdi. Namaz kılarken odaya kimsenin girmesine müsaade etmezken torunları girdiğinde bir şey demez, torunlarının önünde geçtikleri bile olurdu. Onları çok sever, öperdi. Kendisi gibi yetim olduğu için gelinine de özel değer verir.”cici kızım” diye severdi.

”Ben öldükten sonra arkamdan mehter marşı çalmalarını isterim.”derdi. Biz de mehter çalalım mı çalmayalım mı diye muallakta kalmıştık. Bir alim der ki:”Ben öldüğümde eğer şeker dağıtılırsa bilin ki şehadet üzere gittim.” Bayram Hoca da vefat ettiğinde bu şekilde yapılmasını istemişti. Biz de bayram havası gibi cenazesinde  şeker dağıttık. Sohbetinde:”Alimin mürekkebi, şehidin kanından ağır basacak.” demişti. Bayram Hocamın kanı da var, mürekkebi de var.

NOT: Kubbe yayınevi, Mustafa Hacıoğlu’nun kitabından derlenip, hazırlanmıştır.

Ali Haydar Efendi Kuddise Sirruhu’dan 10 Nasihat
0

hakkında Emrah SARGIN

Emrah SARGIN

Ayrıca kontrol et

osmanlı devletinde padişah hocaları

OSMANLI DEVLETİNDE PADİŞAH HOCALARI

OSMANLI DEVLETİNDE PADİŞAH HOCALARI Osmanlı padişahları şehzadelikleri zamanında ulemadan münasip bir zattan okutulur ve hükümdar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir