Ev / Blog / Ali Haydar Efendi Kuddise Sirruhu’dan 10 Nasihat

Ali Haydar Efendi Kuddise Sirruhu’dan 10 Nasihat

Ali Haydar Efendi Kuddise Sirruhu’dan 10 Nasihat

1. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:” Siz öyle biz zamandasınız ki, sizden her kim emrolunduğunun onda birini terkederse helak olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki, sizden emrolunduğunun onda birini yapan kurtulacaktır.” (Tirmizi,Fiten,2198) Efendi Babam Kuddise Sirruhu bu hadisi şerifi okuduktan sonra sordu:”Biz hangi zamandayız?” Herkes ikinciyi seçti. Buyurdular ki:”Yok, hayır! Birincideyiz. Çünkü ikinci zaman öyle bir zamandır ki o zaman geldiğinde ulema yüryüzünden kalkacak, abdest nasıl alınır, gusül nasıl alınır, teyemmüm nasıl yapılır, namaz nasıl kılınır, öğreten kimse kalmayacak. O zaman geldiğinde insanlar sadece iman etseler kurtulacaklar. Biz ise birincideyiz. Zira hoca dolu ortalık. Her köşe başı hoca, bu büyük nimet!

2. Nefsin bir hakkı var, bir de hazzı var. Mesela, Efendi Babam Kuddise Sirrihü derdi ki:” Yirmi dört saatte beş saat uyumak nefsin hakkıdır, fazla uyursan nefsin hazzına geçmiş olursun. İbadete kuvvet bulacak kadar yemek nefsin hakkıdır, fazla yersen nefsin hazzına geçmiş olursun.” Cismin hakları verilecek ama hazları terkedilecek. Bizler ise kaç saat uyuyoruz? Mevla celle celalühü bize buyuruyor:”Kulum! Kalk, benimle görüş, münacaat et, bana, el aç. Bensiz senin işlerin yürümez.” Ama şimdi insanlar gece yarılarına kadar oturuyorlar, televizyon seyredip, demli çaylar içiyorlar. Teheccüde kalkılacak saatte yatıyorlar. Ey Müslümanlar! İpi kopardık, bu iyi olmuyor.

3. Yazlığa gitmek haram mıdır? Değildir. Caminle, cemaatinle, kitabınla, Kur’an’ınla, tesbhinle yazlığa gidersin, hava değişlikliği yaparsın, ibadet değişikliği yapmazsın, o zaman olur. Mevla celle celalühü niye yaylaları yarattı? Kullarım  hava alsın diye. Beni çocukluğumda her sene sıtma tutardı, babam hısmımız olan Mustafa Efendi’nin yaylasına götürdü, oradan bir ay kaldım, ondan sonra bir daha beni sıtma tutmadı. Eğer sen, hava almaya caminle, cemaatinle, seccadenle, tedrisinle, müderrisinle gidersen, Allah celle celalühü sana:” Afiyet olsun, hazmı asan olsun.” der. Şimdikiler öyle mi yapıyorlar? Yazlık-kışlık, kalmadı işrak, kuşluk. Böyle olursa diyecek çok. Mevla Teala o zaman sormaz mı? ”Ben size bu nimetimi, Beni, Şeraitimi, Tarikatımı bırakın diye mi verdim?

4. Her kim,İslam’ın hakim olmasını istiyorsa, İslam’ı tam yaşasın. İslam tam yaşanmıyorsa, Mevla celle celalühü hakim etmez. Allah celle celalühü seni müslüman etti, sen nasıl dersin; ”Ben İslam’a karışmam?” Efendi Babam Kuddise Sirruhu derdi ki:” Bu işte hocaların da, şeyhlerin de kabahati var, ama siz bunu demeyin kafir olursunuz. Çünkü siz kabahati hocalığa ve şeyhliğe bulursunuz, halbuki kabahat hocalıkta ve şeyhlik de değil. İslamı yaşamayan hocaların ve şeyhlerin kendisindedir. Biz Meşihatta iken altı yüz alim idik. Altı yüz alimden altı kişi namaz kılardı. Ayasofyada’ki müderrislerden biri, öyle bir ders okutuyordu ki adeta ilmi yutmuştu, ama alnı bir kere bile secdeye gitmemişti. Olmadı, onu namaza alıştıramadım.” Yoksa, İslam’ı kimse yıkamazdı. Şimdi zararın neresinden dönülürse kardır. Dönelim, bu gevşekliği bırakalım. Allah tutsun elimizden. Amin.

5.Cenab-ı  Hak buyurur ki:”اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ Ancak bundan sonra tevbe edip, (nefislerini) islah edenler müstesna. Şüphesiz Allah-u Teala kusurları son derece örten ve çok esirgeyendir.” ( al-i imran,89 ) Ayeti kerimede geçen ”tabe” ”döndü” demektir. Yani isyan yolundan Allah’a döndü, tahribatını tamir etti, bozukluklarını düzeltti. Efendi Babamın kuddise sirruh Kur’an’ının kenarında yazıyor ki: ”Üç boyda insan var”

1) Bi tariki’l-evla İslam’a girdi, bu tam müslüman.

2) Sel gibi günahlara giderken durdu,tam bu ayetin buyurduğu gibi.

3) Sel gibi günaha gitmeye devam ediyor, İslam’a gelmiyor.

6. Yerken dört şey düşünüyorum: Yenilenlerin renklerini, şekillerini, tadlarını, bir de nereden önümüze geldiğini.

Bu şekilde yemeyenler hakkında da şu ayet-i celileyi okurdu: وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا يَتَمَتَّعُونَ وَيَأْكُلُونَ كَمَا تَأْكُلُ الْاَنْعَامُ وَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْ :”… Küfreden kimseler (nimetlerden) menfaatlenirler ve hayvanların yedikleri gibi yerler…” (Muhammed,12)

7. Mevla Teala Hazretleri insanı iki şeyden yarattı: Ruh ve beden. Ruhu, bedenden iki türlü ayırır; birine ölüm, diğerine uyku denir. Ruhtan başka bir can var bu bedende. Bitkilerdeki, ağaçlardaki gibi. Ruh gidip can kalınca uyku olur, o can nefes aldırır, kalbi çalıştırır, vücudu sıcak tutar ama ne duyurur, ne gördürür, ne aklı çalıştırır. Efendi Babam kuddise sirruhu derdi ki:”Ruh bedenden alındığında, bedendeki can duruyor, kalbi çalıştırıyor, bedeni sıcak tutuyor, nefes aldırıyorsa o uykudur, ölüm değildir. Ruh bedenden alındığında, can da alınıyorsa ona ölüm denir.”

8. Ayet-i kerimede buyruluyor:”Allah’ı çok zikretmekle zikredin ( ki kalbiniz feyze açık olsun.)” Ahzap,41

İnsan ne kadar çok zikrederse o kadar çok feyiz gelir. Bakın! Dikkat edin! Rabbimiz önce O’nu çok zikretmemizi istiyor. O, çok zikretmekle emrolunduğumuz Allah celle celalühü var ya! O, çok büyüktür. Bize daima rahmet yağdırıyor, feyiz yağdırıyor, nur yağdırıyor.

”O, (Halık-ı Kerim’dir ki,) sizi zulmetlerden nura çıkarmak için melekleriyle beraber size rahmetini gönderir. Ve (Allah) müminler için pek merhametli bulunmaktadır.” (Ahzap,43)

Efendi Babam Kuddise Sirruhu buyururdu ki:”Böyle bir ayet hiçbir ümmet hakkında nazil olmadı.” Cenab-ı Hak, peygamberi hakkında ne buyurduysa biz aciz ümmetine de aynı şeyi lutfetmiştir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hakkında ne buyurmuştur?: ” Muhakkak ki Allah-u Teala ve melekleri, peygamberi üzerine salatta bulunurlar. Ey iman edenler! Siz de onun üzerine salat edin ve tam bir teslimiyetle selamda bulunun.” (Ahzab,56) O’ vermekle devamlıdır, biz ise almakla gevşeğiz. Eğer kalbimizi açık bulundursak, oraya devamlı nur yağacak, nefis ve şeytan tesirsiz kalacak.

zikir, tesbih,, cami, dua,

9. ”Muhakkak ki Allah-u Teala ve melekleri, peygamberi üzerine salatta bulunurlar. Ey iman edenler! Siz de onun üzerine salat edin ve tam bir teslimiyetle selamda bulunun.”(Ahzab,56) Dört mezhebin müftüsü Efendi Babam Kuddise Sirruhu buyururlardı ki:”Böyle bir ayet hiçbir peygamber hakkında nazil olmamıştır.Ancak bizim Peygamberimiz bu şerefle şereflendi.” Allah-u Teala büyüklüğüyle, zenginliğiyle beraber, kuvvetiyle kudretiyle beraber, bütün melekleriyle, ahir zaman peygamberi üzerine salat ediyor. Onun her işini yoluna koymak üzere dikkat ediyor. Onu devamlı galip kılmakta, işinin ilerlemesinde, düşmanlarının mağlup olmasında itina ediyor.

Mevla celle celalühü buyurmak diliyor ki:”Ben bu kadar zenginliğimle beraber, muhtaç olmadığım halde salat ediyorum da, size ne oluyor? Siz O’na muhtaçken ne duruyorsunuz? O’nun üzerine salat ediniz.” Mevla’nın celle celalühü salatı rahmetidir. Allah-u Teala ”Rahman”dır. Yani kulunu nihayet derecede acıyıcı ve hakiki nimet vericidir. Allah-u Teala, Habibi’ne salat ediyor yani ona rahmet ediyor. Nihai derecede her an rahmet ediyor. Meleklerin salatı, istiğfardır. Melekler ne yapıyorlar? Mağfiret talep ediyorlar. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in günahı yok ama yine salat ediyorlar. Müminleri salatı ise duadır. Mevla celle celalühü Habibine salat ediyor, müminlerin yalvarmasıyla bunu daha da artırıyor.

Ali Haydar Efendi Kuddise Sirruhu kabri şerifi
İhsan Şenocak Hocanın Kitabından 15 Madde de İki Devrin Ulu Hocası Ali Haydar Efendi
1+

hakkında Emrah SARGIN

Emrah SARGIN

Ayrıca kontrol et

GENÇLERİN OKUMASI GEREKEN KİTAPLAR

GENÇLERİN OKUMASI GEREKEN KİTAPLAR-2

TAŞLARI KONUŞTURAN ADAM: MÜRSEL GÜNDOĞDU -Aşkını taşlara kazıyan ve inancının temel esaslarını ölümsüz eserlerine nakşetmeyi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir