Ev / Blog / MEDARİS-İ SEMANİYE YANİ SAHN-I SEMAN MEDRESELERİ
fatih camii ve külliyesi

MEDARİS-İ SEMANİYE YANİ SAHN-I SEMAN MEDRESELERİ

MEDARİS-İ SEMANİYE YANİ SAHN-I SEMAN MEDRESELERİ

Fatih’in kanunnamesinde Sahn-ı seman diye meşhur olan bu medreselere eski vakfiyesinde Medaris-i Semaniye denilmektedir. Şakayık’in kaydına göre II.Mehmed, İstanbul’u aldıktan sonra buradaki kiliselerden sekizini medreseye tahvil ederek bunlardan birinin müderrisliğini Bursa’da elli akçe ile Muradiye müderrisi olan Mevlana Alaüddin Tusi’ye diğer ikisinin müderrisliklerini Bursalı Hoca-zade ile Mevalana Abdülkerim’e verip diğerlerine de münasiplerini tayin eylemişti. Mevlana Tusi’nin medresesi Zeyrek camii denilen Pantokrator manastırının bulunduğu mahal olup buradaki kırk hücre yani odanın her birinde bir yani kırk medrese talebesi (softa) vardı.

fatih cami proje çizimi

SAHN-I SAMAN MEDRESELERİN YAPIMI:

Fatih Sultan Mehmed İstanbul’da Büyük Karaman’la Küçük Karaman semtleri arasında bir cami ile talebe yetiştirmeye mahsus medreseler yaptırmaya karar verdikten sonra bu işe güzel tahsil görmüş olan Vezir-i azam Mahmud Paşa’yı memur ederek derhal işe başlattı. Bu tesislere 867 Cemaziyelahır (1463 Şubat)’da başlanarak 875 Recep (1471 Ocak)’te yani sekiz senede bitti ve suretle iki minare ve bir şerefeli cami ile iki tarafında yüksek tahsil için sekiz medrese ve bu medreselerin arkalarına da ”Tetimme” ismiyle bu büyük medreselere mahrec olmak yani talebe yetiştirmek üzere sekiz medrese daha yaptırdı.

Misafirlerin hayvanları için ahırlar inşa ettirdi ve bunlardan başka bir imaret ile taamhane ( yemek yenilen yer ) doğudaki dört medresenin yanında Darüşşifa denilen hastahane camiin kuzeyinde kur’an okumak için bir muallimhane ve camiin batı tarafına medrese talebeleri için bir kütüphane ve yine aynı tarafta ders okutmaya mahsus darüttalim ve iki mükellef hamam ( karaman hamamı ) yaptırdı.

sahnı seman medreselerin kalan kısmı
Sahnı seman medreselerinin kalan kısmı

PATRİKHANE VE SONRASI:

Fatih camiinin bulunduğu mahalde, evvelce İmparator Jüstinyen’in zevcesi Teodara tarafından yaptırılmış olan havariyun ( Saints Apotres ) kilisesi harabesi vardı. Burası Rum Ortodoks patriğinin bulunduğu mahal yani patrikhane idi. Camiin doğu ve batı taraflarına yaptırılan sekiz medreseye medaris-i semaniye ve daha sonra maruf tabiriyle Sahn medreseleri denildi. Fatih’in vakfiyesindeki kayda ve Ali’nin yazdığına göre bu mevki İstanbul’un ortasına tesadüf ettiğinden dolayı medreselere Sahn adı verilmişti. Tarihi rivayetlere göre Sahn-ı seman medreselerinin programlarını Mahmud Paşa ile meşhur heyet alimi Ali Kuşçu tertip etmişlerdir. Medreselerin dördü caminin doğusunda, dördü batı tarafındadır.

Sekiz medreseden her birinin on dokuz odası vardı, sekiz müderristen her birinin birer odası ve elli akçe yevmiyesi vardı; bundan başka beşer akçe yevmiye ile bir oda ve ekmek, çorba verilmek üzere sekiz medreseden her birine birer muid (müzakereci=asistan) verildi.

Her medresenin on beş odasına ikişer akçe yevmiye ve imaretten ekmek ve çorba verilmek üzere birer danişmend konuldu, geri kalan iki oda da kapıcılarla ferraş denilen süpürgeciye tahsis olundu. Muidler medrese talebelerinin danişmedlerin hem inzibatiyle alakadar ve hem de müderrisin okuttuğu dersin iadesi yani müzakeresiyle meşgul olacaklardı. Muidler, danişmendlerin en liyakatli olanların arasından seçilecekti.

3.mustafa fatih cami

TETİMME MEDRESELERİ:

Sahn medreselerinin arka taraflarında yüksek tahsile yani Sahn-ı Seman medreselerine danişmend yetiştirmek üzere Tetimme veya Musıla-i Sahn ismiyle sahn medreselerinden küçük olarak sekiz medrese inşa edilmişti. Bu, Tetimme veya Musal-i sahn medreseleri derece itibariyle orta tahsil medreseleri demekti.  Fatih’in Türkçeye tercüme edilen vakfiyesinde şöyle denilmektedir:”Paytahtları darütta’lim olmak için havl-i cami-i şerifte sekiz medrese ( sahn medreseleri) ve bu medreseler verasında Tetimme ismiyle mevsum birer medrese beççe (küçük medrese) cem’an on altı medrese ve cami-i şerifin garbe mail olan kapısı tarafından bir darütta’lim bina buyurdular.

Tetimme medresesi talebelerine de softa deniliyordu. Tetimmelerden her bir hücre yani odaya üç talebe konulmuştu; bu odalardan her birisine ihtiyaçlarına sarf edilmek ve mum parası olmak üzere aydan aya beşer akçe tahsis edilerek yemekleri de imaretten tayin edilmişti. Bu Tetimme talebeleri yani softalar, Sahn medreseleri talebesi olan danişmendlerden ders göreceklerdi.

Sahn ve Tetimme medreselerinden başka camie tahvil edilen Ayasofya kilisesinin yanındaki mahalde tesis edilen medresenin müderrisine altmış akçe ve Eyüp camiinin yanında yapılan medresenin müderrisine elli akçe yevmiye ile birer müderris tayin olundu.

Ayasofya medresesi Sahn-ı Seman derecesinde ve daha sonraları ise Sahn-ı Seman’dan üstün tutulup buranın müderrisi beş yüz akçe yevmiyeli kadılıklara tayin edildiği gibi terfi eden Sahn müderrisleri Ayasofya müderrisi olurlardı. Eyüp müderrisliği ise bazen dahil yani Sahn’dan bir derece aşağı ve bazan tayin edilen müderrisin ilmi kudretine göre Sahn ve Sahn’dan yukarı sayılmıştı. Bununla beraber Eyüp medresesi Fatih zamanın da Sahn itibar olunmuştu.

tetimme medresesi
Tetimme medresesi bulunduğu sokak ve son hali

Not: Günümüzde Fatih camii külliyesinden sadece şekerci han, küçük bir at hanı, sahnı seman medreselerinin bir kısımı kaldı. Sahnı seman medreselerini yıkılarak Fevzi Paşa Caddesi yapıldı. Fatih Camii Şerif 1766 yılından 3.Mustafa döneminde İstanbul da olan bir deprem de tamamen yıkılır. 3. Mustafa Fatih Camini yeniden inşa ettirir.

OSMANLI DEVLETİNDE PADİŞAH HOCALARI
0

hakkında Emrah SARGIN

Emrah SARGIN

Ayrıca kontrol et

osmanlılarda nakibül eşraf

OSMANLILARDA NAKİBÜ’L-EŞRAFLIK ŞERİF VE SEYYİDLER

ŞERİF VE SEYYİDLER: Hazreti Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’in evlad ve ahfadı, amcazadesi ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir