Ev / Hikmetli Sözler / PİR-İ TÜRKİSTAN HOCA AHMET YESEVİ HAZRETLERİ
ahmet yesevi
ahmet yesevi

PİR-İ TÜRKİSTAN HOCA AHMET YESEVİ HAZRETLERİ

PİR-İ TÜRKİSTAN HOCA AHMET YESEVİ HAZRETLERİ

Tarih boyunca Ortaasya’dan batıya doğru büyük bir göç hareketlerinde biri de doğudan batıya bir sel gibi olan Cengiz istilasıydı. Orduların her şeyi yerle bir ettiği, topraklarından kaçıp Anadolu’ya sığınanların arasında birçok derviş bulunuyordu. O dervişler ki: Pir-i Türkistan, Hace-i Türkistan olarak alınan Anadolu’nun manevi fatihi olan Hoca Ahmet Yesevinin mektebinden yetişmişlerdir.

Geniş bir hoşgörü ve insan sevgisinin ağır bastığı bu mektebin temel özelliği ilahı aşkı öne çıkarmasıydı. Daha sonra Yunus Emre de, Mevlana da, Hacı Bayram Veli de karşımıza çıkacak, bu vurgu Türk Halk Sufiliği’nin en temel özelliğini oluşturacaktı. Hoca Ahmet Yesevi’yi, Hacı Bayramı Veli, Mevlana ve Yunus Emre’yi birbirine bağlayan ilahi aşktı.

13.yy. başlarında büyük ölçüde istikrarı sağlamış olan Anadolu Selçuklu Devleti hüküm sürüyor. Ama manevi iklim Mevlana, Hacı Bayramı Veli gibi büyük mutasavvıfların, Endülüslü İbnül Arabi gibi           İslam düşünürlerinin, Yunus Emre gibi mutasavvıf şairlerin hâkimiyetinde idi. İşte Yesevi dervişlerinin Anadolu’ya gelmelerinde bu istikrar ortamı kadar geniş fikirli ve hoşgörülü Anadolu Selçuklu sultanlarının bu topraklarda filizlenen tasavvufi hareketlerinin büyük rolü vardı. Yesevi Hazretlerinin: ‘’ Marifeti olmayanın kerameti olmaz.’’ ilkesiyle yetişmiş dervişler bir yandan Yesevi Hazretlerinin ‘’hikmetini’’ taşırken bir yandan da Anadolu, Balkanlar ve Batı Trakya’nın Türkleşmesi, İslamlaşmasında çok büyük rol aldılar.

13.yy. olduğu gibi bugünde insanlığın yolunu aydınlatan Ahmet Yesevi Hazretleri 1093 yılında Türkista’nın Sayram kasabasında dünya’ya geldi. Çok küçük yaşta anne ve babasını kayıp etti. Kendisini ablası Gevher Şehnaz büyüttü. Yesi de onun üstünde en büyük etkiyi yapacak olan melameti sufisi bekliyordu. Horasan melameti temsil eden Arslan Baba onun ilk hocasıdır. Yedi yaşında kendini bu yola teslim etmişti. Çok geçmedi bir yıl sonra Arslan Baba vefat etti.

Yesevi Hazretlerinin hayatında ikinci büyük etkiyi yapacak insansa Maveraünnehirin dini merkezi olan Buharadadır. 12. asırda Karahanlılar devletinin siyasi hâkimiyeti altındaki Buhara şehrinin medreseleri Türkista’nın her tarafından gelen talebelerle dolup taşmaktadır. Ahmet Yesevi Hazretleri burada Şeyh Hemadani Hazretlerine intisap etti. Ahmet Yesevi Hazretleri, Hemadani Hazretlerinin mektebinde kendisini bir mutasavvıf ve din bilgini yapacak olan eğitimine başladı. Tasavvuf anlayışının temel kavramları da burada oluştu. Yaban kuşu gibi elle konmayan nefs nasıl terbiye edilir.

Edep, ilahi aşk, ölmeden önce ölmek nedir? Bozkır insanlarına nasıl anlatılır öğrendi. İşte Yesevi Hazretleri büyük zamanlar ötesi yapan şey bu sorulara verdiği cevaptadır. Bu yalın ama aynı ölçüde samimi cevaplar onu Türk Tasavvuf geleneğinin kurucusu yapacaktır. Kendinden sonra gelecek büyük mutasavvıfları etkileyecektir. Onun İslamiyet yorumu korkuya, cezaya değil, aşka ve irfana vurgu yapardı. Korkuyla yapılan ibadeti kölenin ibadetine benzetir. Oysa gerçek âşık ister cennete ister cehenneme girecek olsun Allah Celle Celalühü için ibadet der. Arapça ve Farsçayı çok iyi bilmesine rağmen ‘’Hikmetleri’’ türkçe söyler.

Yesevi Hikmetler ‘’ Divanı Hikmet’’ derin ve şairane tasavvufi eser olmaktan çok dini, ahlakı hikâyelerden oluşan bir ahlak kitabı olma özelliği ile öne çıkar. Divanı Hikmet, Kutadgu Biligden sonra İslami Türk Edebiyatının en eski örneklerinden biridir. Bugün Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin ağzından çıkan hikmetleri olduğu gibi koruyan bir ‘’Divanı Hikmet’’ nüshasına sahip değiliz. En eski yazma eser 17.yy. ait kaldı ki onun takipçisi olan dervişlerinde bu tarz hikmetler yazdığı düşünülürse bugün elimizde bulunan ‘’Divanı Hikmet’’ nüshalarının Yesevi dervişlerinin ortak fikir ve inançlarının olduğu gerçektir.

TÜRKİSTANA DÖNÜŞ

Yusuf Hemadanin üç halifesinden biri olan Hoca Ahmet Yesevi hocasının ölümünden sonrada bir süre Buhara da kaldı. Hikmetlerinden öğrendiğimiz kadarıyla uzun bir süre Horasanda bölgesinde, Şam da , Irak da dolaşan Yesevi Hazretleri bağrına taş bağlayıp Türkistana döndüğünde 60 yaşındaydı. Kalan ömrünü öğretisini yaymakla geçirdi. Zikre, sohbete önem verdiği kadar tefekküre de önem verdi. Hazreti Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem vefat ettiği yaş olan 63 girdiğinde ise ömrünü geri kalanını yerin altına kazdırdığı küçük bir çile hanede geçirdi. Hikmetlerin birinde: Kadir Rabbim kudretle nazar kıldı işte, garip kulun bu dünyada göçüp gitti. Mahrem olup yer altına girdim işte diyordu. Bu hayattan kopmak değil hayata başka bir açıdan bakmaktı. Tıpkı Hira dağından dünyanın başka göründüğü gibi. 1176 yılında vefat ettiğinde İslam coğrafyasının dört bir yanına dağılmış olan binlerce talebesi vardı

TÜRBESİ

Rivayet odur ki: Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri bir gün Timur Hanın rüyasına girerek, onu Türkistan zaferini müjdeledi. Timur bu seferlerden zaferle dönünce Yesi’ye gelerek hocanın kabrinin üzerine bir şükran ifadesi olarak bugünkü muhteşem türbeyi yaptırdı. Hoca Ahmet Yesevi türbesi cami ve medrese olarak kullanılan büyük kubbeli orta mekanın yanı sıra, kitaplık ve imaret gibi çeşitli işler için ayrılmış 35 ayrı kısımdan oluşan görkemli bir külliyedir. Görkemli kubbesi, zarif minareleri, taç kapısı, turkuaz renkli çiniler ve sırlı tuğlalarla bezelidir.

Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin yaktığı bu ateş ve yüreklere düşürdüğü ışık her çağda aynı ilhamla sürüyor.

Başım toprak, özüm toprak, cismim toprak,

Hak vaslına ulaşırım diyen ruhum toprak.

4+

hakkında Genç Yesevi

Genç Yesevi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir