Ev / Blog / OSMANLI DEVLETİN DE MAKTUL ŞEYHÜLİSLAMLAR

OSMANLI DEVLETİN DE MAKTUL ŞEYHÜLİSLAMLAR

OSMANLI DEVLETİN MAKTUL ŞEYHÜLİSLAMLAR

Osmanlı tarihinde Kadılardan yolsuz hareket ederek haklarında şikayet olunanlardan bazıları katledildiği halde XVII. asır ortalarına kadar şeyhülislamlardan herhangi bir suç isnadıyla katlolunanlar görülmemişti; fakat bu asırda Ahi-zade Hüseyin ve Hoca-zade Mesud ve XVIII. asır başlarında Erzurum’lu Seyyid Feyzullah isimlerinde üç şeyhülislam maktulen vefat etmişlerdir. Bundan başka bir de I. Abdülhamid’i hal ile şehzade Selim’i hükümdar yapmak isteyen Vezir-i azam Halil Hamid Paşa ile işbirliği yaptığı töhmetiyle şeyhulislam Dürri-zade Seyyid Mehmed Ataullah Efendi de 1199 H. (1785 M. ) tarihinde azlini mütaakıp Gelibolu’ya gönderilip orada zehirlenmek suretiyle vefat etmiştir. 

Ahi-zade Hüseyin Efendi:

IV. Murat zamanında ilk katledilen Şeyhulislam Ahi-zade Hüseyin Efendi’dir. Bu zat Yeniçeri Ocağının Sultan Murad’a karşı ayaklanarak Ayak Divanı olduğu esnada padişahın, kardeşleri olan şehzadeleri(süleyman,kasım,bayezid,ibrahim) öldürmeyeceğine dair verdiği teminata inanmayan Ocaklıya karşı Vezir-i azam Topal Recep Paşa ile beraber kefil olmuşlardı. IV. Murat bu kefalet işine mum yapıştırmış, fakat o sırada ses çıkarmayarak zamanını beklemişti. Daha sonra bizzat idareyi ele alan Padişah, 1043 H. (1633 M) ‘de İstanbul’dan çıkarak İznik yoluyla Bursa’ya giderken halkın şikayeti üzerine hiçbir soruşturma yaptırmadan İznik kadısını astırmış, bu hal şeyhülislam ile İstanbul’daki ulemayı müteessir etmişti.

Bu hadise üzerine Ahi-zade Hüseyin Efendi, Sultan Murat’ın validesi Kösem Sultan’a bir ariza göndererek bazı dokunaklı sözler yazmış. Şeyhülislamın bu sözleri, aleyhtarları tarafından Ahi-zade’nin Padişahı hal etmek istediği şeklinde tefsir edildiğinden telaşa düşen Valide Sultan oğluna mektup yazarak onu acele İstanbul’a davet etmiştir. Seyahati yarıda bırakan hemen İstanbul’a dönen IV.Murat, derhal şeyhülislamı tevkif ettitip bir kayıkla sürgüne yollamış ve Çekmeceler önüne varmış olan kayığı çevirterek:” Merhum ceri ve gayyur olmakla beray-ı maslahat şer ve şuriş-i eşkiyayı def için padişah kanı dökmeye sevketti. Hedm-i bünyan-ı huda çendan rızayı mukarin olmamayla inkisar-ı mazlumanın garametin gördü denilmektedir.

osmanlı devletin de maktul şeyhülislamlar

SEYYİD FEYZULLAH EFENDİ:

Erzurumludur; bir defa II. Süleyman zamanında 1099 H. ( 1688 M.)’de yirmi  gün kadar şeyhülislam olup azlini mütaakıp memleketi olan Erzurum’a gönderilmiş ve 1066 H. (1695 M.)’de II. Mustafa hükümdar olunca şehzadeliğinde onun hocası olmasından dolayı İstanbul’a getirtilerek pek az sonra ikinci defa şeyhülislam tayin edilmiştir.

Dokuz sene bu makamda bulunan Feyzullah Efendi ilmiye işlerini kendi arzu ettiği şekilde yapıp oğullarını, akraba ve mensuplarını birer suretle en yüksek derecelere çıkararak istihkak erbabına terakki ve terfi yollarını kapatmış. Bundan başka vezir-i azamları da nüfuzu altına almak suretiyle devlet işlerine el atmış ve Padişahın emriyle kendisine sorulmadan hiçbir iş yürümez olmuştu. İşte bu haller kendisinin hudutsuz ihtirası ve kadri yüzünden her sınıf kendisine düşman olmuştu.

Nihayet 1115 H. ( 1703 M.)’de tahrik neticesinde vukua gelen Edirne Vak’ası üzerine evvela azledilip memleketine sürgün edilmişken sonra yoldan çevrilerek Edirne’ye getirtilmiş ve kendisiyle, şeyhülislam payesi verdirmiş olduğu büyük oğlu Fethullah Efendi’nin isimleri ulema ve sadat defterinden silindikten sonra zindana konulmasını ve orada istintak ve işkenceyi mütaakıp dışarı çıkarıldığı sırada halk tarafından linç edilmek suretiyle feci surette vefat etmiştir.

HOCA-ZADE MESUD EFENDİ:

I. Ahmed’in hocası Aydınlı Mustafa Efendi’nin oğlu olan Mesut Efendi, şöyle böyle okumuş padişah hocasının oğlu olmasından dolayı Hariç müderrisliğinden başlayarak çabuk yükselmiş, cerbezesi, tok sözlülüğü ile tanınmış, avam tarafından sevilmiş ve bu halleriyle sarayda epey taraftar peyda etmişti. IV. Mehmed’in çocukluğu zamanındaki karışıklık ve devlet adamları arasındaki aciz ve şaşkınlık esnasında serbest mütalaalarıyla Valide Sultanın teveccühünü kazanarak Anadolu Kazaskeri bulunduğu sırada Yeniçerililerin isteği üzerine şeyhülislam olmuştu. (1066 H.=1656 M. ) 

Mesud Efendi şeyhülislam olunca, bütün devlet idaresini nüfuzu altına alıp işine geleni vezir-i azam yaptırmak ve istemediğini azlettirmek isteyerek her işe müdahalesi yetişmiyormuş gibi kendisinin tavsiyesiyle vezir-i azam olan Boynu Eğri Mehmed Paşa’yı arzu ettiği gibi yumuşak bulmadığından azlini Valide Sultan bildirmiş fakat kendisinden daha düşünceli olan Valide Sultan, iki günde bir vezie-i azam değiştirmenin zararlı olacağını bildirerek Mesud Efendi’nin teklifini reddetmişti.

idam edilen şeyhülislamlar

HOCA-ZADE MESUD EFENDİ VEFATI

Almış olduğu cevaptan müteessir olan Hoca-zade sözünü yerine getirmek için kendisini şeyhülislam yaptırmış olan yeniçerileri tahrik eylediği hakkında doğru veya yanlış saraya haber verildiğinden müzakere bahanesiyle saraya davet olunarak gelir gelmez Diyarbakır kadılığı verilip Bostancıbaşı vasıtasıyla İstanbul’dan çıkarılarak Bursa’ya gönderilmiştir. (1066 Ramazan=1656 Temmuz)

Bursa’dan Diyarbakır’a gitmek üzere hazırlığa başlayan Mesud Efendi, yolların Abaza Hasan kuvvetleriyle kapalı olmasından dolayı maiyyetine bir miktar sekban yazmak istemesi ve bu hal Bursa Kadısı Ruhiddin Efendi tarafından sabık şeyhülislamın hükümete karşı koymak için asker yazdığı şeklinde İstanbul’a bildirilmesi üzerine gönderilen bir fermanla misafir bulunduğu evde meyve yerken bastırılıp öldürülmüştür.

Mesud Efendi’nin böyle bir harekette bulunmadığını bilen Köprülü Mehmed Paşa sadr-ı azam olduktan sonra Hocazade’nin katline sebep olan Ruhiddin Efendi’yi katlettirmiştir. O tarihte, Bursa’da ikamete memur olan esbak Şeyhülislam Kara Çelebi-zade Abdülaziz Efendi de Hocazade’nin öyle bir isyan hareketinde medhali olmadığını söylemiştir.

DEVLET-İ ALİYYE-İ OSMANİYE DE HUZUR DERSLERİ
0

hakkında Emrah SARGIN

Emrah SARGIN

Ayrıca kontrol et

GENÇLERİN OKUMASI GEREKEN KİTAPLAR

GENÇLERİN OKUMASI GEREKEN KİTAPLAR-2

TAŞLARI KONUŞTURAN ADAM: MÜRSEL GÜNDOĞDU -Aşkını taşlara kazıyan ve inancının temel esaslarını ölümsüz eserlerine nakşetmeyi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir