Ev / Yaşam-Kültür / Manevi Önderler / Anadolu Fütüvvetinin Sultanı Ahi Evran Hazretleri
ahievran
ahievran

Anadolu Fütüvvetinin Sultanı Ahi Evran Hazretleri

Rivayet o dur ki: Bir gün Hazreti Mevlana’ya sormuşlar, Allah (cc) deyince ne yaparsın biz döneriz demiş. Hacı Bayramı Veliye sormuşlar, siz Allah (cc) deyince ne yaparsın saygı gereği dururuz demiş. En son Pir Ahi Evran-ı Veliye sormuşlar, Allah (cc) deyince ne yaparsın dönende bizdendir, duranda bizdendir. Biz Allah (cc) deyince çalışır, çalışırken de hep Allah (cc) deriz. İşte o böyle bir dervişti. Koca kâinatı bir uçtan bir uca dolaştı. İnsanı insana kattı. Ruhla bedeni, akılla gönlü, ahlakla erdemi buluşturdu. O Allah(cc) ve Resulünün (sallalahu aleyhi ve sellem) aşkı muhabbetiyle can bulmuş. O candan da niceleri cömertlik, sadakat, liyakat, merhamet, kardeşlik dolu bir ömürle kuran ve sünnet yolunda ahi olup hakkın kapısında kul olmuştur. Sizin en hayırlınız, insanlara en faydalı olanınızdır hadisi şerifi mucibince hareket ederek nicelerinin ilim. İrfan ve sanat sahibi olmasını sağlamıştır.

Ahi Evran-ı Veli Hazretleri Azerbaycan’ın Hoy kasabasında 1171 yılında dünya’ ya geldi. Asil ismi Şeyh Nasuriddin Mahmud El Hoyidir. Çocukluğu ve ilk eğitim dönemi Azerbaycan da geçer. Dönemin en önemli kültür merkezlerinden biri olan Horasana giderek Fahreddin Razi’den tıp, matematik, felsefe gibi zahiri ilimler alıp önemli bir yol kat eden Ahi Evran Hazretleri için irfanda vazgeçilmez bir eğitimdi. Bu sebeple hayranlık duyduğu Hoca Ahmet Yesevinin talebelerine başvurarak Maveraünnehirdeki Yesevi dergâhında tasavvufun inceliklerini öğrenerek yetişmiştir. Bir süre sonra da Şihabeddin Sühreverdi Hazretlerine talebe olmuştur.

ANADOLUYA GELİŞ

Ahi Evran-ı Veli Hazretlerinin hayatındaki dönüm noktası hac yolunda tanıştığı, ömrünün sonuna kadar talebelik yapacağı hocası Ehvadüddin Hamid Kirmani Hazretleridir. Bu dönemde Konya da hüküm süren Anadolu Selçuklu Devletinin önemli idarecilerinden olan Sadreddin Konevinin babası Mecdüddin İshak Efendi hac dönüşü Muhyiddin Arabi ve Ehvadüddin Hamid Kirmani Hazretlerini Anadolu’ya davet eder. Böylece Ahi Evran-ı Veli hocasıyla birlikte1205yılında Konya’ya yerleşir. Hocası için tahsis edilen dergâhta derslere katılır. Tıp, mantık, felsefe, kelam ve hadis alanlarında ilmini artırır. Sadreddin Konevi Hazretlerinin sohbet halkalarına katılır. Burada Kirmani Hazretlerinin kızı olan Fatma Hatunla evlenmiştir. İlerde Fatma Hatunda Bacıyan-ı Rum( Anadolu Kadınlar Birliği) teşkilatını kuracaktı. Hocası Ehvadüddin Hamid Kirmani Hazretleri 1237 yılında Konya da vefat eder. Hocasının vefatından sonra eşi Fatma Hatunla birlikte Kayseri’ye yerleşir.

Ahi Evran Hazretleri burada bir debbağ (deri) atölyesi kurar. Bir yandan geçimini sağlarken bir yandan da talebe yetiştirir. Ahi Evran Hazretlerinin en büyük özelliği çıraklarına ilim öğretmesidir. Kısa sürede ilgi ve hürmet görmeye başlar. Ahiliğin ilk adımları Anadolu da atılmış olacaktır. Kurduğu debbağlar çarşısının ortasında bulunan zaviyede esnaf ve sanatkâr talebelerine dini, fenni ilimler öğretir. 32 çeşit sanatkârı bir araya toplar. 32 çeşit sanatkârın Ortaasya’dan Anadolu’ya piri olur. Bu sırada Mürşidül Kifaye ve Yezdanı Şinaht isimli iki eserini Sultan Alaaddin Keykubata sunar. Letaif-i Giyasiye muhteşem 5 ciltlik bir eser yazar. Letaif-i Hikmet adlı eseri de sultanlara ve yöneticilere nasihat veren bir siyasetnamedir. Sultan Alaaddin Keykubat’ın isteği üzerine İbni Sina’nın Risale Fi Nefsi Natıka eserini Farsçaya çevirdi. Sultan Keykubat’ın verdiği destekle ‘’Ahilik’’ kısa sürede bütün Anadolu’ya yayılır.

KIRŞEHİRE YOLCULUĞU

Ahi Evran’ın dostu olan Keykubat oğlu ll. Gıyaseddin tarafından zehirlenir. Ahilerin bu durama tepki göstermesi sonucu Sultan Gıyaseddin kendisine bir direniş, ayaklanma olacağını düşünür. Ahi Evran Hazretleri ve birçok dervişleriyle birlikte Konya da 5 yıl süreyle hapis yatar. Babası yerine geçen II. İzzeddin Keykavus bütün ahi ve türkmenleri serbest bırakır. Bir süre Denizliğe geçer. Sultan ve Sadreddin Konevi Hazretlerinin isteği üzerine geri gelir. Bir süre burada talebe yetiştirdikten sonra Mevlevilik- AHİLİK arasında bazı fitnelerin büyümemesi için Kırşehir’e hicret eder. Ömrünün son 15 yılını burada geçirir.

Sadreddin Konevi ile sıklıkla mektuplaşır. Bu mektuplar bizim Ahiliği daha iyi anlamamız için bir bilimsel belge niteliği kazanmıştır. Kayseri de büyük bir zaviye yaptırmıştır. Anadolu’yu tamamen ele geçirme arzusunda olan Moğollar,  Ahi Evran Hazretleri ve Ahiliğin gücünden rahatsız olmuşlardı. Kırşehir emirine Ahi Evran Hazretlerinin öldürülmesi için sürekli baskı yapıyorlardı. Bu baskılar sonuç verdi. Ahi Evran-ı Veli Hazretleri ve birçok dervişi 1262 senesinde Moğollar tarafından şehit edildi. İbni Batuta Seyahatnamesinde: ‘’Ben Anadolu Ahilerinden daha ahlaklı ve erdemlisini görmedim’’ demiştir.

TÜRBESİ

Sultan Keyhüsrev zamanında Cacaloğlu Emir Nureddin tarafından Kırşehir de 1272 yılında gözlem evi ve medrese olarak yaptırılmıştır. Gökbilim kulesi, bugün minare olarak kullanılmaktadır. Eskiden öğrencilerin gökyüzünü gözlediği bir kuledir. Yapının kenar köşelerindeki sütunlara dikkatlice bakıldığında bunların roket şeklinde olduğu görülür. O dönemde kullanılmış veya keşfedilmiş olduğu düşülmektedir. Kesme taştan yapılmış olan yapı, Horasan harcı ile tutturulmuş ve beyaz çinilerle bezenmiştir.

0

hakkında Genç Yesevi

Genç Yesevi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir