Ev / Blog / 2. Abdülhamid Hanın Dünya Tarihine Kazandırdığı 3 Önemli Eser

2. Abdülhamid Hanın Dünya Tarihine Kazandırdığı 3 Önemli Eser

DARÜLACEZE

Kuruluş Amacı

Osmanlı-Rus(93 harbi) savaşı sonrası , Rumeli’den gelen yoğun mülteci akını ve yoksulluğun arttığı bir dönemde sokaklarda dilenmekte olan kimsesiz çocukları, sakat erkek ve kadınları hem dilenme zilletinden kurtarmak, hem de eğitim ve bakımlarını sağlamak üzere bir yer ayrılmasını, bu hususta alınacak tedbirlerin ve yapılacak projelerin Dârülaceze’nin gerçek bânisi Sultan II. Abdülhamid, 8 Şâban 1307 (30 Mart 1890) tarihli bir irade ile en kısa zamanda kendisine bildirilmesini istedi.
22 Şâban 1307 (13 Nisan 1890) tarihli bir resmî tebliğ yayımlanarak padişahın iradesiyle bir Dârülacezenin kurulacağı ilân edildi. Buraya alınacak kişilerde din ve milliyet farkı gözetilmeyecekti. Kimsesiz ve sakat oldukları halde Dârülacezeye başvurmayıp dilenmekte ısrar edenler ise hapis cezası ile cezalandırılacaktı. Ülkenin diğer büyük şehirlerinde de acezehâneler kurulacak ve Dârülaceze Nizamnâmesi oralarda da uygulanacaktı. Ayrıca Dârülacezenin yerini belirleyip inşaatını yapmak üzere patrikhâne ve hahamhâne temsilcilerinin de katılmasıyla bir komite oluşturulacaktı.

Kurulacağı yer, planların yapılması, inşaat masrafları:

1890-1892 yılları Dârülacezenin kurulacağı yer, planlarının yapılması ve inşaat masraflarının teminiyle geçti. İnşaat için kararlaştırılan Yenibahçe çayırını beğenmeyen II. Abdülhamidhan sakin ve havadar küçük küçük şelalelerin çağladığı, kuşların cıvıl cıvıl öttüğü yeşil bir yer bulunmasını istedi. Bunun üzerine Kâğıthane sırtlarındaki bugünkü yer tespit edilerek kamulaştırıldı. Binaların planı seraskerlik inşaat dairesine sipariş edildi. 1895 de halkın yardımı ve 7000 altın II. Abdülhamid hanın verdiği hediyelik eşya ve 10 bin altın nakti para 70 bin altınlık bağışlarla şehir dışına 9 bölümlük düşkünler evi 1895 tarihinde bitti.

Darülaceze Açılış:

Böylelikle temin edilen inşaat parası ile 6 Ekim 1892 tarihinde 21 koyun kesilerek Darülaceze’nin temeli atılmış ve Sultan Abdülhamid Han’ın cülusunun sene-i devriyesi olan 19 Ağustos 1895 tarihinde binaların inşaatı tamamlanarak fotoğraflardan oluşan iki albümle birlikte anahtarları Sultan Abdülhamid Han’a teslim edilmiştir. Darülaceze’nin resmî açılışı 31 Ocak 1896 tarihinde bu güzel kurum hizmete açıldı. Dünya tarihinde gelmiş geçmiş tüm insanlık tarihinde düşküne, evsize, savaş mağduruna göçmenlere yerlik yurtluk yapsın diye açılan ilk kurumdur.

Dünya da Öncü Bir Kurum

Dünya standartlarının üstünde bir kurum olan darülaceze 540 kişilik kapasite ile hizmet vermektedir. Dünya da bu gibi kurumlarda 20 hastaya bir personel düşerken 540 kişilik kapasiteye sahip olan darülacezede hasta başına bir bakıcı düşmektedir. Benzer kurumlarda gene 3 öğün yemek verilirken bu kurumda 4 saatte bir olmak üzere 6 öğün yemek verilmektedir. Günüzmüzde Dünyada eşsiz olmasının sebeplerinden biri de Avrupa bu hizmeti alabilmek için 3000 avro ABD 5000 doları gözden çıkarmanız gerekirken darülaceze kurulduğu günden bu yana tek bir kuşur (sıfır lira) almamaktadır.

Müştemilatı:

Bu müessese 1895 yılında açıldığında bir idare binası, ikisi erkeklere, ikisi kadınlara ait olmak üzere dört aceze pavyonu (bir kurumun bir bahçe içinde ayrı ayrı yerlerde bulunan yapılarından her biri) , 200 yataklı bir hastahane, bir yetimhane, çamaşırhane ile hamam gibi hizmet binaları ve el sanatları ile ilgili imalâthaneler, fırın, cami ve Hristiyanlar için bir kilise Yahudiler için de midraş ( sinagog ) yapılmıştır. Daha sonra Dârülaceze’de bir de okul açılmıştı. Başlangıçta otuz yedi erkek ve yirmi sekiz kız çocuğu okumak istediğini bildirdi; aynı zamanda yedi erkek çocuk da Kur’an hıfzına başlatıldı. Okumak istemeyen çocuklar, Dârülaceze içinde açılan imalâthanelerde çalışarak bir sanat öğrenmeye mecbur tutuluyordu; bunlar günde altı saat çalışıyorlardı.
Okula yazılan çocuklar ise günde iki saat ders görüyor, dört saat de imalâthanelerden birinde sanat öğreniyorlardı. Okulu bitirenler, dört yıl daha aynı sanat dalına devam ederek sanattan da diploma almak zorundaydılar. Kurumun bugün güncel yatak kapasitesi çocuklar için 50, erişkinler için 504 olmak üzere toplam 554’tir. Bugüne kadar 29.000’i çocuk olmak üzere toplam 72.000 kişiyi ağırlamış ve her gün yeni sakinlere hizmet vermeye devam etmektedir.

 

Çocuk Hastanesi Hamidiye Etfal Hastanesi

İlk çocuk hastanemiz olan Hamidiye Etfal, Abdülhamid Han tarafından sekiz aylık vefat eden kızı Hatice Sultan için yaptırmıştır. Kuşpalazı nedeniyle ölen Hatice Sultan’ın ardından Abdülhamid derin bir üzüntü yaşamış sadrından şu sözler çıkmıştır: ‘’ Benim çocuğum kurtulmadı. kim bilir fakir fukaranın çocukları nasıl bakılıyor. Hiç olmazsa bir hastane yaptıralım da benim gibi babaların kalbi yanmasın.

Yapım Aşaması ve Mimari Özellikleri:

Hastanenin tüm masrafları padişah Abdülhamid Hanın kendi kesesinden karşılanacaktır. Hastanenin arazisi çevre özellikleri ve iklimin uygunluğu sebebiyle çiftlik-i hümayun( sarayın çiftliği) olan Şişli Balmumcu bölgesi seçilir. Hastanenin planları ‘’ Kaiserin Friedrich Kinderkrankenhaus’’ ( imparator Friedrich’in çocuk hastanesi) esas alınarak Dr. İbrahim bey’in önerisi üzerine 2 haziran 1988 yılında yapımına başlanır.
Pavyon ( bir kurumun bir bahçe içinde ayrı ayrı yerlerde bulunan yapılar) sisteminde inşa edilen hastanede merkez bina, mutfak, çamaşırhane, muayenehane dairesi kimya bakteri laboratuvarı, kalorifer, 5 pavyon ve etüv (yüksek ısıyla mikroplardan arındırmakta kullanılan kapalı aygıt) toplamda 10 binadan oluşmaktadır.

Zamanla ihtiyaca göre binalara eklenti yapılmıştır. Hatta fotoğraf atölyesi açılarak hastanede tedavi gören hastaların ameliyat öncesi sonrası çekilerek durumlarını gösteren fotoğraflar çekilir. Bu hastane albümleri Fransa da düzenlenen Tourcoin Sergisinde ekim 1906 da birinci olur.

Akıllara Kazınan Açılış Töreni:

5 haziran 1899 pazartesi günü 2. Abdülhamit Hanın oğlu şehzade Abdürrahim efendinin sünnet düğününe denk getirilerek Hamidiye Etfal Hastane-i Alisi 671 çocuğun sünnet düğünüyle hasta kabulüne başlar. Sünnet kıyafetleri hastane tarafından verilir. Sultan, hayırseveler insanlar tarafından çocuklara hediyeler verilir. Hatta sünnet edilen çocuklar bir gece hastanede kalır geceyi perde oyunları, hokkabazlar tarafından eğlendirildi.

Uluslararası Bir Hastane:

Hastanede görev yapan tabiplerin çoğu viyana Almanya, Paris de tıp eğitimi almış içlerinde Gülhaneden yetişen tabiplerde mevcuttu. Tıp alınındaki Dünya gündemini takip eden bir hastane modeline sahipti. Teşhis için ilk röntgen cihazlarından biri hastaneye alınır. Kızıl,kuşpalazı serumların’dan çiçek aşısına kadar laboratuvarlar kurulur. Hastanenin müştemilatı yeni tıbbi cihazlara sahip olması, mahir tabip kadrosuna sahip olması hem bilimsel çalışmaların yapılmasına hem de 1904 de 2. Abdülhamid emriyle Hamidiye Etfal hastanesi uzman hekim yetiştirmeye başlamıştır.

 

Yıldız Sağırlar Okulu:

Aslında Osmanlıda 1889 da ticaret mektebi müdürü Grati Efendi’nin girişimiyle Cağaloğlundaki dilsizler mektebiydi. Özel bir ders programı hazırladı. İlk sene 30 sağır ve dilsiz öğrenci aldı. Programda Türkçe, Fransızca, coğrafya, cebir, geometri, resim, hat ayrıca sağır ve dilsizlere mahsus işaretlerle konuşma öğretilecekti. 1889 öğrenci sayısı 45 e yükseldi. Öğrenciler askeri üniformaya andıran elbiseler giydiriliyor. Törenlerde dilsiz alfabesiyle ‘’Padişahım çok yaşa’’ diyorlardı.
Osmanlı devletinde resmi devlet eliyle işitme engelliler için okul girişimi, II. Abdülhamid han tarafından yıldız sağırlar okulu başladı. 2. Abdülhamid Hanın döneminde dilsiz mektebi binası için kampanya başlattı. Hatta memurların maaşlarından yüzde 1’lik kesinti yapmış kendisi de bin altın bağışlayarak kendisi de kampanya ya katılmıştır. 1889 yılından sonra yıldız sağırlar okulu açılmıştır.

Günümüz Türk işaret dilinin alt yapısını oluşturmuştur. İşaretleri bilinen ilk elifbanın bu dönemde oluşturulduğu biliniyor. Buradaki öğrenciler II. Abdülhamid hanın talimatıyla vapur ve tramvaydan ücretsiz yararlanıyorlardı. Buna ilave olarak 1891 yılında görme engelliler için Âmalar Okulu açıldı. Okulda müzik eğitiminin ağırlıklı olduğu bir müfredat oluşturuldu. Çalgıcı veya hafız olarak öğrenciler yetiştirildi.

Bir Atasözü:

Burada eğitim gören sağır ve âma öğrenciler göremedikleri, duyamadıkları okula gidip gelirken sıkıntı yaşıyorlardı. At ve araba sürücülerinin öğrencileri fark edebilmesi için kırmızı renkte bir üniforma giyilmesine karar verildi. Daha sonra öğrencilerin ve idarecilerin bu kurala uymadıkları anlaşıldı.okula gelen öğrencileri biri sağır biri âma olmak üzere ikili okula gidip gelmeye başladılar. Bunun üzerine körler sağırlar birbirini ağırlar sözü buradan çıktığı rivayet edilir. İlk önce âmâlar bölümüne ilgi azadı 1897 kapandı daha sonra da 1911 yılında dilsizler mektebi kapandı.

 

GENÇLERİN OKUMASI GEREKEN KİTAPLAR

0

hakkında Emrah SARGIN

Emrah SARGIN

Ayrıca kontrol et

GENÇLERİN OKUMASI GEREKEN KİTAPLAR

GENÇLERİN OKUMASI GEREKEN KİTAPLAR-2

TAŞLARI KONUŞTURAN ADAM: MÜRSEL GÜNDOĞDU -Aşkını taşlara kazıyan ve inancının temel esaslarını ölümsüz eserlerine nakşetmeyi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir